bir yaz gecesi rüyasında, bir binanın tepesinde, tepetaklak zamanlar.
bir adam var diyorum.
orada.
kimse bilmese de
ben biliyorum.
içinde yemyeşil bir umut.
bırak, unut biraz kim olduğunu diyorum.
fazla yeşilsin sen.
biliyorum.
''sen benim yanık göğsümsün.'' U.U.
Aralık 27, 2011
Aralık 21, 2011
Kasım 18, 2011
..derken
geç gelen bahardan kalan yaprakları, bankı, baharı yaktım. ve tüm kelimelerimle bir kuyuya döktüm saatleri, günleri, satır satır.
şimdi, her akşam bir sokak başında nöbetteyim. güven yok. suç yok. ki ben üstüne üstlük sağırdım yanındayken, bunu da bilmiyordum.
vazgeçiyorum.
bu savurduklarım neyin tesellisi? onu da bilmiyorum.
geç gelen bahardan kalan yaprakları, bankı, baharı yaktım. ve tüm kelimelerimle bir kuyuya döktüm saatleri, günleri, satır satır.
şimdi, her akşam bir sokak başında nöbetteyim. güven yok. suç yok. ki ben üstüne üstlük sağırdım yanındayken, bunu da bilmiyordum.
vazgeçiyorum.
bu savurduklarım neyin tesellisi? onu da bilmiyorum.
Ekim 28, 2011
günlerden herhangi birindeyken,
ve gecenin herhangi bir saatini estiğinde bir rüzgar,
bir şaşkınlık oldu.
çünkü;
ne böyle esti öyle bir koku evrende
ne de öyle bir gece geldi bir daha.
bir terazinin kefesinde bir başka zaman,
diğer kefesinde ise adaletin yeri.
karşıdaki evin perdeleri tutuşurken,
küllerini savurdu da
bir ona bir de bana.
ancak öyle ısınabildik birbirimize.
sonra,
bir başka şaşkınlık oldu.
bir kıyamet koptu bir bankta,
bir park, bir ağacın altında.
tutku, el pençe divan durdu önümde.
kokumu kokusuna, korkumu umuduma yerleştirdi.
ve sonra,
insanlık bildiği bütün dilleri, ardında yalnızca keşkeleri bırakarak, teker teker yakmaya başladı.
ve gecenin herhangi bir saatini estiğinde bir rüzgar,
bir şaşkınlık oldu.
çünkü;
ne böyle esti öyle bir koku evrende
ne de öyle bir gece geldi bir daha.
bir terazinin kefesinde bir başka zaman,
diğer kefesinde ise adaletin yeri.
karşıdaki evin perdeleri tutuşurken,
küllerini savurdu da
bir ona bir de bana.
ancak öyle ısınabildik birbirimize.
sonra,
bir başka şaşkınlık oldu.
bir kıyamet koptu bir bankta,
bir park, bir ağacın altında.
tutku, el pençe divan durdu önümde.
kokumu kokusuna, korkumu umuduma yerleştirdi.
ve sonra,
insanlık bildiği bütün dilleri, ardında yalnızca keşkeleri bırakarak, teker teker yakmaya başladı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)