Şubat 28, 2009

önce kaçıyorsun peşine düşüyorum. ve biliyorsun hep geleceğim arkandan. o kadar da çok tatbik ediyorsun ki bunu artık bırakmayı bile düşünüyorum. inan bana. sonra kaçıyorsun ve kaçıyorum. gelmiyorsun ama gitmiyorsun da. ben de gitmiyorum arkandan ama geri de dönmüyorum eminsin. bir köşeden izliyorum seni. geliyorsun tutamıyorum kendimi ne varsa içimden gelen döküyorum. ve sen yine gidiyorsun.

evet aşk ya da tutku ya da bir ilişkide ki o ilk başlarda ki sevgi anlayışı mı demeli heyecanda olabilir her neyse işte maalesef hiç hoşlanmasam da bu şekilde oluyormuş.
ve ben bunları yaşamayacağım biriyle bulduğum an evleniyormuşum.
gitmek hiç bu kadar çekici gelmemişti..

Şubat 24, 2009

kaç.

çekmecelerimde saklamaya çalıştığım bir kaç kağıt, bir kaç mektup şu hiç bir zaman gönderilmeyeceklerden. ve bir kaç nefes herkesten çaldığım. duymaya kapalı gerekli duyu organım.
bir şarkı çalıyor her açmaya çalıştığımda. korkak, yenik ve hep bitmeden tekrar başlayan bir şarkı. içinden tek çekip aldığım o zarf. her kafa karışıklığında gün yüzüne çıkmaktan parçalanmış daha da parçalanacak olan. kimse bilmiyor kim olduğunu. o bile.. bir tek ben..
zarfın içinde bir kaç kalem darbesi ufacık bir resim kağıdı ondan kalan. ve aynı günden kalan bir kaç kötü cümle. zarfın içindeki, çekmecelerimin içinde ki. . hep bir kaçış.

Şubat 21, 2009

sesimi yükseltsem kaçacak gibiyim ben bile kendimden. o yüzden biraz daha sessiz olmalıyım sen de öyle. doğduğumuz bankta yeniden duyabilmek için belki. nefesim kesilene kadar konuşmalıyım seninle. boynunda nefes alıp vermeliyim yaşayabilmek için. sen saçımı okşamalısın mesela ve sonra uykuya dalmalıyız. uyandığımızda her şey bambaşka olmalı bambaşka bir sokakta, bambaşka bir yerde belki uzun bir süre sonra bulmalıyız birbirimizi.



sana dair hatırladığım en son kare tam anlamıyla bu olmalı..
peşimden bir ses geliyor.
kim olduğunu çıkaramıyorum. peşimden geliyor. bazen nefes nefese kalıyor bazen ağlıyor gibi. korkuyorum ama kaçmıyorum. aksine onunla yaşamayı öğrenmeye çalışmaya alışmalıyım.
peşimden geliyor.

Şubat 17, 2009

kanatlarım emretti, çırılçıplak öleceğim.

her açtığımda kelebekler kaçırıyorum ağzımdan. Kanat çırpıyorlar, çırpınıyorlar sana yaklaşırken. ben şimdi sırası değil deyip peşine düşüyorum, yakalarım sanıyorum kaçıyorlar parmaklarımın arasından. ellerim düşüyor kucağıma, üşüyor. sen yine görmüyorsun.
anlatacak hikayelerim var sana. gördüğüm yolları anlatmalıyım veya görmediklerimi. bir çoğu hayal ürünü de olsa benim için önemli. eğer biraz önemsersen beni belki bigün onların içinde bile yaşayabiliriz.

Şubat 16, 2009

sessiz biraz

nadasa çektim kendimi. evet sanırım en iyisi bu olacak. biraz sessizlik, biraz ayrılık, alttan gelen piyano sesleriyle ve elimde kahve sigara ne olursa olsun nadastayım bir süre. öyle olmalı. çünkü benim istediğim kafamda kurduğum - ki kafamdakilerin genelde hep tersi çıkar o yüzden şaşırtıcı değil bu- ilişki, yaşam tarzı, iletişimimiz bu değildi. kesinlikle değildi hem de. hayır bir plana oturtmadım hiç birşeyi o boyutta değil. plan değil de hayal diyelim. evet daha düzgün oldu.. ve buna bağlı olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. belki sen de bilemiyorum. ben hayatımda yapmayacağım şeyleri yaptım ve bir anda basitleştim önce kendi gözümde sonra sende. ahmaklık ettim kendimi anlatmaya çabalarken saçmaladım. umarım farkındasındır. ben böyle değilim. gerçekten değilim.
işin en kötü taraflarından biri de, sürekli senden habersiz seni suçluyorum sana değil. kendime bağırıp çağırıyorum her dakika. taşları ben oturtamadım diye. kozları avucunun içine ellerimle doldurdum diye. bunu düşünmem çok çirkin biliyorum. ve bu şekilde anlatmam ama üzgünüm durum böyleyken böyle..
her neyse.. şşşşt! şimdi biraz sessizlik istiyorum.
hoşçakal.

Şubat 15, 2009

seni seviyorum.
ve
senden nefret ediyorum.

Şubat 14, 2009

yoruldum sıkıldım çokca.
uzun zamandır sinyalini veriyordum aslında ama kimse farketmedi, belki farkettiremedim ya da ben açgözlülüğümden gözardı edip görmemezlikten geldim. Dahasını istedim. Öyle böyle derken bu duruma geldim çok yoruldum. İnsanların kırgınlıklarına sargı bezi ararken çiziklerle doldurdum kendimi bilemedim. Ama baktım ki kimse dönüp bakmıyor. Annem, kardeşim, sevgilim dostum dediklerim.. hiç.. hiçbiri..
Çokta kısa olmadığını tahmin ettiğim bi süredir tam anlamıyla saçmalıyorum. Bir kaç adım atabilmek istiyordum küçükte olsa ama imkansız, dediklerine göre ben buraya ait-mişim. Ne kadar yorgun olsam da bir kaç adım atabilecek gücüm vardır diyordum gücüm olsa da güvenim yok artık. Hayata..
yazamıcam galiba.

Şubat 12, 2009

ben
sana dokunmamı istemediğin her zaman diliminde
omuzunla omuzum arasında kalan saçlarımı
diken yapıp
batıracağım..
bu kez canını isteyerek yakacağım.

bir garip gerçek tesadüf

aslında hiçde görmemeniz gerektiğini bildiğiniz bir insanla karşılaşmayı istediniz mi hiç? ben istedim açıkcası ve bunu kabullenmek oldukça zor oldu. eminim herkes için öyledir. çünkü bu, kolay kolay sindirilebilecek bir istek değil, olmamalı da.. bir marketin önünden geçerken, oturduğu evin yakınlarında dolaşırken, sahile gidip karşıdan gelenin o olduğunu varsayarak, en çok gittiği kafenin kapısında duruyordur belki diyerek yolunu değiştirip önünden geçip falan bir kaç saniye görmek için.. olmuyor. aslında olur mu? neden olmasın.. fakat işin özü gerçek bir tesadüf bekliyorum ben. ama gerçekten karşılaşmak hiç beklemediğim bir anda çünkü böyle bir büyüyü bu şekilde bozmak kaçınılmaz gibi. çünkü onu uzaktan bile olsa görmek sırf içimde ki bu istek nelerin değiştiğini gözlerimle görme isteğinden ibaret. ve aynı zamanda görmememde gerek adım gibi eminim. garip."sonradan dank etmek" böyle birşeymiş zannımca...
.....
sonuçta insan, bazen karşılaşmak ister birileriyle. ama eski bi sevgili ama arkadaş ya da hiç tanımadığın biri. umut etmek için gayet geçerli nedenler bunlar. hayatı ilginç kılan detaylar, içindeki tezatlar. düşünüyorum da bazen gerçekten de kolay olmuyor bunlarla yaşamak. hergün seninle değil ama seninle ilgili şeylerle karşılaşmak.