Nisan 23, 2009

bir penceriye ucuz bantlarla bağlı bir kağıt parçası
bir pantalon paçası
çamur lekeleri
bir vişne lekesi bundan sonra kalacak üzerinde
bir alkol kokusu, sek.
sigara dumanı soğukta izinde gittiğin
bir kaldırım üstü tartışma mekanı
belirsizlik.

parmak izlerini akıttım bugün üzerimden.

Nisan 22, 2009

git-tikçe çirkinleşmek

-insanlar belli kalıplar içerisindedir. kimseye fazla sıfat yükleme!
-ben sıfat yüklememek gerektiğini senden öğrendim zaten.




anlayana..

Nisan 18, 2009

üşenmesem ağlayacağım.

Nisan 15, 2009

reklamlarda küçük çocukların tuvalet kağıtlarına olan bağlılıklarına, sanki aşıklarmış gibi davranmalarına bazen tahammül edemiyorum.

Nisan 12, 2009

Midemde
bir hıçkırık
takılı

hazmedemezsem
öleceğim.

Nisan 10, 2009

zaman kavramından yoksun

hiç aklımdan geçmemenin verdiği, şaşkınlık ve sessizlikle bir kaç ay oyalandım yanında.
oyalanmak ayıp kaçsa da tanımaya çalışırken buldum kendimi, seni.
bunun için uzun yollar gerekiyordu belki,
bir kaç adım,
bir kaç kavga,
itiraf,
korku,
hepsinden teker teker geçmeyi denedim.
ne kadar zor gelse de hepsinin üstesinden bir hışımla geçtim.
ama her bir parcamı, katettiğim bir arpa boyu yolun her bir tarafına sen görmeden serptim.
bilmiyordun..
bilmeyecektin.
içimden kopan korkuların,
sadakatsizlik anlayışının,
nelere yol açtığını.
ben bile artık tahmin edemeyecek duruma geliyorum.
bir gün güneşin uzun zaman sonra perdemin kenarından göründüğü bir sabah,
artık neden gerçekten gülemediğimi düşündüm.
biliyordum, emindim.
ama üzgünüm bunu hala itiraf edemiyorum.

belki bugün

belki de bir kaç ay sonra
gideceğini bilerek yada gideceğimi bilerek yaşamak acı verici olsa da
buna şimdiden alışmaya çalışıyorum.
ayrı dünyaların insanları mantığını bizim üstümüzde kurmaya çalışıyorum ve
çalıyorum böylece hayatımdan.
-seni seviyorum.-

Nisan 09, 2009

burada halletmem, hatta belki baştan başlatmam gereken yüzlerce şey var.
bir sürü kağıt çalışmam gereken
bir sürü kitap kapağı açılmamış
keşfetmem gereken yerler
görmem gereken insanlar
ve bir aşk(!) yolunu kaybetmeyi öğrenen
karmakarışık bi sürü kelime
...

karşıma geçmiş
teker teker gelip

nanik yapıyorlar.
sana doğru attığım adımın her birine karşılık, farkına varmadan kaçtığını yeni yeni görebilmek hoş değil.

Nisan 08, 2009

bazen istemesen de yaparsın.
kimse zorlamaz, istemesen de aklını zorlar inadına yaparsın.

Nisan 05, 2009

hayatımın en önemli bölümüne sahip olan bi çok eşyanın olduğu dolabın kapağı açıldı bugün.
oyuncaklar çıktı önce içinden.
-'o adam'ın parmak izleri duruyormudur üzerinde bilinmez.-
gözüme ilk çarpan, en sevdiğimiz lahana bebek.
salonda uyuyakaldığında, gece yanına gelirken elimden düşürmediğim bebek.
salona girdiğimde o saatte kapalı trt'nin belirsiz şekillerle çıkan kulak tırmalayan ses.
-bunları görmek, hepsi tekrar yaşamak kadar gerçek sanki.-

ve sonra gördüğüm kırmızı bir elbise, göğüsünde beyaz bir dantel bir-inci yaş doğum günü elbisesi.
kafamda canlanan o adamın kucağında, ilk duyduğum şarkı 'Ave Maria' da danseder gibi yapmak..
-ilk defa hafızamın güçlü olmasına lanet mi okumalı diye düşündüm. beynimden bu kadar canlı geçmesi iyi midir bilemiyorum.-
bugün kapağı açıldığında çocukluğumun, içine girmek en büyük isteğimdi.
bu ' keşke tekrar çocuk olabilsem' cinsinden değil.
çocuk olmayı sırf 'o adam'ı görmek, 'her kızın ilk aşkı babasıdır sözünden' yola çıkarak benim ki her zaman daha da güçlüdür diyebilmek için. onunla belki bir kaç saatte olsa geçirebilmek için.
bugun, hayatımın en önemli bölümüne sahip o dolap açıldı.
hayatımın en önemli dönemine ait lahana bebek, şimdi başka bir bebeğe verildi.
hayatımda giyip giyebileceğim en güzel kırmızı elbise, şimdi yeni gelen o bebeğe daha çok yakıştırıldı.
bugun o karton kutunun içinde giderken oyuncaklarımla elbiselerim anladım. bir daha asla çocuk olamaz insan. ne kadar hayal dünyasında da yaşasam hiç bir zaman geri gelmeyecek hayatımın en önemli bölümü. o zamanlar..
'o adam..'