Ekim 30, 2010

uyandığımda her sabah veya yattığımda her gece taze bir uykuya dalacağımı sandığım, bir kasırga, bir nöbetle başlıyorum. uyanıyorum, uyuyorum. sokak sessiz. penceremden bir kaç cılız ağaç dalı, sarı turuncu sepya rengi. aksine beyaz bir gök. her gece ve her gündüz. her biri başka siyah geçen insanların. çok yakın görünüşte. ufak sesler, yalanlar. her biri gökgürültüsü. yaygın kocaman odanın içine. turuncu sabah. perdelerim kapalı. hayalim canlı. içinde o? belki yok. belki de hep var. içimde o? belki yok. belki de hep var. kim o? belki de hiç yoktu. tanımıyorum.
vicdanım yastığımın altında kalmış. farketme beni. sakın.

3 yorum:

Ristant Reveur dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Ristant Reveur dedi ki...

yanlış anladınız beni dedi adam.
- siz odaya kapandığınız için ben dışarıda kilitli kaldım.

kadın kapıyı açtı ancak gene de içerisi loş kaldı.

telefon çaldı. tam o anda. şu anda ve şimdi gibiydi. ikisine de öyle geldi. kazulet gibi dikilmişti her ikisinin de başucunda birer gölge. belki de bu yüzdendir diye düşündü biri. diğeri belki de işediği içindir diye o akşam bir ağacın dibine dinlenmek için gittikleri o gölde. düşündü. diye. ikisi de kimin hangisini düşündüğünü anlayamadı. tam olarak. varsayım yapmak bile imkansız gibiydi.

- sen, dedi kadın.
- efendim, dedi erkek.
- sesli düşündüm, diye cevap verdi kadın.
- ben de öyle, dedi erkek.

bir sigara yaktı ardı sıra kadın. ve erkek te çoğunluğa uyum sağlamak istedi. o da bir sigara yaktı. ve bir kadın, bir erkek ve birer gölge başladılar pofurdatmaya sigaraları.

- gölgeler, diye sayıkladı kadın.
- cinsiyetsiz sosyalist işçiler, diye devam ettirdi adam farkında olmadan.

gölgeler dedi. saklanmayı hiç beceremezler. hangisi düşündü bunu. yazar bile bilemedi.

Ristant Reveur dedi ki...

erkek de. te değil :)